
Strateji = Seçimdir (Ama Çoğu Şirket Seçmez)
İki fırsat var.
İkisi de değerli.
Ama ikisi birden yapılamaz.
Karar verilmesi gerekiyor.
Çoğu organizasyon burada bir seçim yapmaz.
İkisini de ilerletmeye çalışır.
Ve tam o anda strateji ortadan kaybolur.
Çoğu organizasyon stratejiyi bir “ekleme” işi olarak görür.
Daha fazla inisiyatif, daha fazla proje, daha fazla hedef…
Oysa strateji, eklemekten çok çıkarmaktır.
Ama çıkarmak zordur.
Çünkü her fikrin bir sahibi vardır.
Kimse itiraz etmez. Liste büyür.
“Hayır” demek, çoğu zaman stratejik bir karar gibi değil,
birini reddetmek gibi hissedilir.
Ve tam bu yüzden seçim yapılmaz.
Eğer her iyi fikri plana dahil ediyorsanız, aslında bir stratejiniz yoktur.
Sadece önceliklendirilmemiş bir yoğunluk vardır.
Herkes meşgul ama kimse gerçekten ilerlemiyor.
Tanıdık gelir mi?
Seçim yapmak, diğer fikirlerin değersiz olduğu anlamına gelmez.
Sadece bu dönem için en yüksek etkiyi yaratacak noktayı seçmek demektir.
Örneğin:
Yeni bir pazara girmek iyi bir fikir olabilir.
Ama bu çeyrek değil.
Yeni bir ürün geliştirmek değerli olabilir.
Ama önce mevcut ürünü gerçekten çalışır hale getirmek gerekir.
Bu netlik oluştuğunda bir şey değişir:
Ekip önce garip hisseder. Çünkü yavaşlamış gibi görünür.
Daha az iş başlatılır. Daha çok iş bitirilir.
Dönem sonunda geriye bakıldığında fark netleşir.
Bu seçim mekanizmasının bir aracı vardır: OKR’lar.
Çünkü sizi hedef yazmaya değil, seçim yapmaya zorlar.
Ve sizi şu soruyla baş başa bırakır:
Gerçekten ilerlemek istiyorsak, bu çeyrek bilinçli olarak neleri yapmayacağız?

