OKR’lar çoğu zaman yazım hatası yüzünden başarısız olmaz.
Daha yazılmadan başarısız olur. Çünkü sorun OKR’larda değil, stratejidedir.
Birçok organizasyonda aynı sahne tekrar eder: Toplantıda herkes konuşur, her fikir değerli bulunur ve sonunda her şey “öncelik” haline gelir. Ancak kimse gerçekten “hayır” demez.
Çünkü “hayır” demek, karşıdakinin fikrini reddetmek gibi hissettirir. Oysa aslında ekibin odağını korumaktır.
Sonuç? Uzayan bir liste, bölünen dikkat ve kaybolan odak.
Strateji tam da burada devreye girer. Strateji, sadece ne yapacağınızı değil, neyi yapmayacağınızı da bilmektir. Bu seçim yapılmadığında, OKR’lar net bir yön göstermek yerine iyi yazılmış bir yapılacaklar listesine dönüşür.
Her OKR döneminin başı aslında bir strateji netleştirme fırsatıdır. Ama çoğu ekip bu fırsatı atlayarak doğrudan hedef yazmaya geçer.
10 öncelik belirleyen bir ekip ile 4 önceliğe odaklanan bir ekibi karşılaştırın. İkinci dönem sonunda hangisi daha ileri gitmiş olur?
Cevap her zaman aynı: odaklanan ekip. Çünkü her yöne koşan kimse ileri gidemez.
OKR yazmadan önce sorulması gereken soru basit ama zordur:
Bizi gerçekten ileri taşıyacak 3-4 şey ne?
Ve daha önemlisi:
Bugün bilinçli olarak nelerden vazgeçiyoruz?