Sorumluluk Vermek, Sahiplik Vermek Değildir

“Ben üzerime düşeni yaptım.”

Bu cümle organizasyonlarda çok sık duyulur. Ve çoğu zaman doğrudur. Ürün ekibi kendi işini yapmıştır. Operasyon ekibi kendi işini yapmıştır. Destek ekibi kendi işini yapmıştır. Herkes çalışmıştır.

Ama şikayet sayısı değişmemiştir.

Çünkü ortada görev sahipleri vardır. Sonucun sahibi yoktur.

Sorumluluk, bir işin kime ait olduğunu gösterir. Bu noktada sistem tamamlanmış gibi görünür. Ama sahiplik farklı bir şeydir. Sahiplik, sonuç çıkmadığında problemin hâlâ kendinize ait olduğunu bilmektir.

Görevler tamamlanabilir. Sonuçlar ise sahiplenilmek zorundadır.

Fark şurada görünür hale gelir: Görev sahibi, kendisine düşeni bitirdiğinde işi biter. Sonuç sahibi ise hedef gerçekleşene kadar peşini bırakmaz.

Bu bir karakter meselesi değildir. Organizasyonların büyük çoğunluğu sonuç sahipliğini tasarlamaz — görev dağıtır. Sistem buna göre kurulduğunda insanlar da buna göre davranır. Herkes üzerine düşeni yapar. Kimse sonucu sahiplenmez. Ve bu tamamen mantıklıdır; çünkü sahiplenecekleri bir alan açılmamıştır.

Sorumluluk, bir işi teslim eder. Sahiplik, sonucu üstlenir.

Peki sahiplik oluştuğunda her şey çözülür mü? Hayır. Çünkü insanlar yalnızca sahip oldukları şeyi değil, hatırlatılan şeyi takip eder. Bir sonraki problem görünürlüktür.