
Sorun İcraat Değil, Sahiplik Problemi
Sahiplenmiyorlar diyorsunuz. Peki sahiplenmek için neyi kontrol ediyorlar?
Çoğu şirkette sahiplik bir beklenti olarak var. Süreç olarak değil. “Bu senin hedefin” deniyor. Ama o hedefe ulaşmak için hangi kararları alabileceği söylenmiyor.
Toplantıda yine “tamam, ben bakarım” dedi. Bunu söylerken içtendi. Ama neyi değiştirebileceğini bilmiyordu. Kime “bu önceliğimiz değil” diyebileceğini de.
Zorlamadı. Çünkü aslında neyi sahiplendiğini bilmiyordu.
Bu motivasyon eksikliği değil. Etki alanı eksikliği.
Sahiplik iki şeyin bir araya gelmesiyle oluşur: hesap verebilirlik ve söz hakkı. Biri yoksa diğeri çalışmaz. Hesap verebilirlik olmadan sahiplik ilgisizliğe döner. Söz hakkı olmadan sahiplik yüke döner.
Çoğu organizasyon birincisini verir, ikincisini vermez. Sonra “neden kimse sahiplenmez” diye sorar.
Herkes katkı verir ama kimse zorlamaz. Hedef “takip edilen” bir şey olur — itilen değil.
OKR burada sadece bir format değil, kimin neyi gerçekten zorladığını gösterir. Çünkü mesele sadece neyi ölçtüğün değil, o sonucu kimin zorlayabildiğidir.
Sahiplik bir karakter meselesi değil.
Sistemin sonucu.
Sistem doğruysa oluşur. Değilse oluşmaz.

